Sapiens vs Corona



Korona salgını adım adım ilerlerken her ülke kendi gücü, kültür ve gerekleri doğrultusunda önlemler almaya devam ediyor. İnsanlar günlük vaka, test, ölüm rakamları ile oyalanırken politika üretenlerin ve şirketlerin daha uzun vadeye odaklanması gerekiyor. Hiçbir şey aynı olmayacak sözünün içini doldurmak gerekirse iş, ekonomi, devlet ve yaşam felsefesinde bireysel ve sosyal köklü değişikliklere gidilmesi gerektiği açıktır.


-YÖNETİM, EKONOMİ ve İŞ DÜNYASI

Korona ile ekonomi kötüye gidecek hipotezi doğru olsa bile korona öncesinde zaten ekonomi çok da rayında olmadığı eski ha

line dönmek için zaman kaybetmeyeceğini söyleyebiliriz. Tüm dünya ve tüm sistem çöktüğünde aslında çöken hiçbir şey yoktur! Unutmamak gerekir ki, Korona bir finansal kriz değil. Yoldaki araba arıza yaptı fakat şanzımanı hasar görmedi, kaportası dağılmadı; sadece lastiği patladı. Lastik tamir edildiğinde –hedefe ulaşmada bir süre gecikme olsa da- araba aynı ivmeye tekrar geri dönecektir fakat akıllardaki soru bu yedek lastikle ne kadar yol alabileceği olmalı. Arabayı kullananı yetenek ve yetkiliği de sorgulanması gereken bir alan elbette.


Tıpkı 1929 buhranında olduğu gibi ülkeleri çepeçevre saran krizler “bırakınız yapsınlar” gibi pür kapitalist politikalarla veya salt para politikası araçları ile çözülemez. Çözülememesinin nedeni sistem mekanik olsa da insanların öyle olmamasıdır. Bu tür krizler Keynesyen politikaları yani kamunun doğrudan müdahalelerle ekonomiye nüfuzunu gerektirir. Bu durum bazen birilerine çukur kazdırıp diğerlerine o çukuru kapattırarak, yapılan ödeme ile milli geliri çoğaltan etkisi ile genişletme aşamasına kadar gelebilir. Dolayısle bu dönemde kamunun doğrudan müdahaleleri çokça görülecektir. Sorun, Türkiye gibi ülkelerde para yutan birer dev haline gelmiş devletin zamanında bu alanlardan çekilebilme yeteneğidir. Zaman göstermiştir ki, Türkiye’nin bu konudaki sicili çok da iyi değildir.


Korona sonrasında, kamu gücü yüksek olan devletlerde (örneğin Türkiye) bütçe açıklarını azaltmak için kamusal zamlar artabilir. Enflasyonist ortamda, artan ürün fiyatları tüm sektörler tarafından bir diğerine yansıtılmak istenecektir. Örneğin, petrole veya elektriğe gelen zam, (çoğunlukla daha fazla oranda) ürün fiyatına dahil edilerek nihai kullanıcı üzerinde bırakılacaktır. Satınalma gücü düşen hane halkı gelirini elde etmek için sert bir rekabet başlayacak, tekel veya oligapol piyasasındaki şirketler ürün ve hizmet fiyatlarından kar ederken, rekabete ayak uyduramayan bazı firmalar ise iflas edecektir. Korona sonrasında, seri üretilen, nispeten ucuz ürün ve hizmetlerin ciroları artabilir.


Evde kalan çalışanlar –ironiktir- işyerlerini özlediler! Bu özlem işverenler için verimlilik artışını yakalamak amacıyla kullanılabilecek bir durum. Bu süreç sonunda şirketler, en önemli paydaşlarından çalışanlara daha mutlu, daha verimli olabilecekleri alanlar yaratarak daha karlı hale gelebilirler. İşyerleri bu amaçla eğitimleri ve danışmanlıkları artırarak, fiziksel ortamları ve sosyal faydaları geliştirerek sağlayabilir, verimliliği ve etkinliği, hem çalışanların mutluluğu hem de gelirlerini artırmak için bilimsel şekilde kullanabilirler.


Strateji:

Şirketler için üretim tarz ve şeklini değiştirmek epey zor ve maliyetlidir. Ancak, korona sonrasında şirketlerin üretim veya hizmet hatlarını çeşitlendirmeleri, esnek şekilde başka bir alana hızla kayabilmelerini sağlayacak yalın süreç sistemine geçmeleri artık bir zorunluluktur. Salgın, süreç yönetiminin önemini bir kez daha ortaya çıkarmış ve her zaman dediğimiz gibi “süreçlerini yönetemeyenlerin neyi yönettiğini tekrar düşünmesini” sağlamıştır. Uzun zamandır rekabet üründe değil süreçlerdedir. Üretmek fakat ulaştıramamak, şikayeti almak fakat çözememek gibi aslen süreç yönetiminin konusu olan adımlar şirketlerin kâbusu olmaya devam edecektir. Şirketler korona sonrasında rekabette öne çıkmak istiyorlarsa her aşamadaki süreçlerini sınıflandırmalı, sahiplendirmeli, ölçümlemeli ve “düzenli olarak” iyileştirerek çevik hale getirmelidirler. Türk Hava Yolları, yolcunun yanısıra kargo taşımacılığı da yapmaktadır. Eğer bu çeşitlendirmeyi yapmasaydı, yolcu hareketlerine sınırlama getirilen bu geçici krizde hiç para kazanma şansı olmayacaktı. Oysa Pegasus sadece maliyetlerine odaklanarak kârı artırmak istediği ve hizmet çeşitlendirmesini ıskaladığı için, halen kiralama ücretlerini ödediği tüm uçakları yerde yatıyor. Korona sonrasında Pegasus stratejisini değiştirecekse ilk işinin kargo işine girmek olacağını hep birlikte göreceğiz. Pegasus örneğinde olduğu gibi tüm şirketler pozisyonlarını, temel yetkinliklerini stretejik seviyede gözden geçirmelidir. Bu gözden geçirmeyi objektif ve sağlıklı yapan şirketler ürün ve hizmetlerini -kârlılığı etkilemeyecek şekilde- ne kadar çeşitlendirir, süreçlerini ne kadar çevik (esnek, hızlı, kolay) hale getirirlerse sadece normal zamanlarda değil, ekonominin hızla sıradışına kaydığı her durumda güçlerini koruyacaklardır.


-ÇEVRE

Korona sonrasında çevreye duyarlılık, öncesine göre artabilir. Salgında su kaynakları epey tüketilmiştik fakat korona safhasında çevreye gösterilen “zorunlu” duyarlılığın salgın sonrasında kolektif şekilde devam edeceğini düşünmek fazla iyimserlik olur. Hatta çevresel etkiler daha da kötüye gidebilir. Korona sonrasında, üretimi eski seviyesine getirmek için otoriteler tarafından çevresel regülasyonlarda gevşemelere izin verilmesi sürpriz olmaz. Doğaya karşı olan uzun vadeli sorumluluk bilincimiz, kısa vadeli kazanç ve beklentilerin ötesine geçerse insanlığın refahı artacaktır. Aksi durumda doğa (her zaman yaptığı gibi) alacağını faiziyle tahsil etmekte gecikmeyecektir.

-ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Genellemeler tehlikelidir fakat Avrupa ülkeleri vatandaşlarında önyargı ve burnubüyüklük eskiden kalma bir alışkanlıktı. Her ülke vatandaşı diğer ülkeyi kendinden küçük görür, avrupa dışındakileri kaale bile almazdı. Korona sınırları kapattırdı fakat kalpleri açtı. İnsanları eşitledi. Avrupalılar, "ortak" bir düşmana karşı birlikte ve aynı yöntemleri uyguladıklarını farkettiler. Avrupa vatandaşları bu saldırıda birlik ruhunu yaşayamadı, geç kararlar alındı, ortak bir yaklaşım gelişirilemedi. Oysa (arka planda her zaman) küçümsedikleri Çin'den yöntem öğrendiler, vizelerle insanlarını aşağıladıkları, aslında onlardan çok daha düşük bütçeli Türkiye gibi ülkelerden yardım gördüler.. Bence virüs insanları birbirine daha yakınlaştırdı ve yakınlaştırmaya devam edecek. Korona sonrasında insanlar (en azından) kafalarındaki sınırları kaldırıp "diğer" insanlara daha sevecen ve insana yakışır şekilde davranmaya başlayacaklar. Bu durum, ülke siyasetlerine de yansıyabilir. ve eğer yansırsa politikacıların bakışının değişmesi daha mutlu ve kendisiyle barışık insanların birbirini anlamasını sağlayan bir ortam yaratarak "her iki tarafta da" radikal sağın küçülmesini sağlayabilir.


-İNSAN DAVRANIŞI

İnsanoğlu doğası gereği şüphecidir ve dubito, cogito ergo sum (şüphe ediyorum, düşünüyorum, öyleyse varım) diyen Descartes’ten beri bunun bilincindedir. Şüphe ile korku farklı şeylerdir ve korkunun temelinde çoğunlukla bilgi eksikliği yatar. Bilen, analitik düşünebilen, sorgulayan insan, çözüm üretebildiği için daha az korkar. Ancak bazı korkular psikolojiktir. Salgında insanların çoğu makul şekilde tedbirli davranırken bazıları haddinden fazla korkuyor ve endişe duyuyor. Bir kısmı bunun farkındayken çoğu bu endişeyi doğal görüyor ve bu endişenin kaynağını araştırma gereği dahi duymuyor. Oysa, bu tür aşırı korku ve endişenin geçmişte yaşanan travmaların tortusu olduğu aşikardır. Annelere çocukluğu anlattırmanın tam vakti!


Salgın buzdağının görünen yüzünü ortaya çıkarmış; birçok insan, arkadaşlarının bir kısmının, kendi endişe duymadıkları şeyden öcü gibi korktuklarına şahit olmuştur. Kendileri dışındaki tüm çevreyi mikroplu değil doğrudan mikrop olarak gören bir güruh ortaya çıkmıştır. Bu safhada tek bir gün bile evinden çıkmayan kişiler, 14 gündür hiçbir belirtileri olmadığı halde evin ayrı odalarında yaşayanlar vardır. Obsesif Kompulsif kişilik bozukluğuna doğru evrilen bu kişilerin çalışma hayatındaki gelecekleri çok parlak olmayacak, bu “endişeli” insanlar sosyal yaşamın bir halkası olan iş yaşamına uyum sağlamakta zorlanacaklardır. Bir süre anlayış gösterilse de zamanla bu insanların işyerlerinden dışlanma riskleri bulunmaktadır. Dolayısıyla bu çalışanlar için şirketlerin şimdiden önlem alması; salgın sonrasında (hatta sırasında) psikolojik ve koçluk destekleri ile “normal” hayata geçişlerine yardımcı olmaları "sağlıklı" olacaktır.


Bu kişilerin, gereken destekle aramıza katıldığını düşünürsek insanların Korona'dan sonraki davranışları neler olabilir? İnsanların politikacılara güvensizlikleri iki günlük sokağa çıkma yasağı ilanı sonrasındaki davranışları ile görülmüştür. Bu kitlenin 225 bin kişi olduğu hesap edilmiştir. Rakamın doğru veya yanlış olması önemli değildir. Buna yakın bir örneklem kitlenin ruh halini temsil edebilir. Dolayısıyla korona sonrasında da insanların mini stoklu hayatları artık kaçınılmazdır.


Salgın nedeniyle kapalı alanda kaldığı için çoğunluk, daha önce yaptıkları veya yapmaya muktedir oldukları, kendilerine zevk veren şeyleri yapamadıkları için en yakın oldukları hedonik malzemeye hücum ettiler: Yemek! Oysa, yapılamadığı için zevk alınamayan şeylerin karşılığına yemeği koymak bir aldatmacadır ve mutluluğa olan marjinal faydası düşüktür. Yani ne çeşit yemek yenirse yensin alınan doyum bir öncekinden düşük olacaktır. Fakat kitap okumak (bilgiden beslenme) gibi bir hedoniyi geliştiren varlık her seferinde aldığı zevki artırabilir. Hedoni yelpazesini derinleştiren ve genişleten varlık o “an”larda daha mutlu olabilir ki, mutluluk dediğimiz kavram o anların ölçülemeyen toplamıdır.


Salgın sonrasında, bazı insanlar, ruhlarını beslemek için daha spiritüel çalışmalara meylederken bir kısım da fiziksel tüketimden aldıkları zevki tekrarlamak için zembereğinden boşalan yay gibi fiziki hedonik alanlara koşacak. Sonuçta her ikisi de kısa vadeli zevkin sonucunda evde kapalı kaldıkları seviyeye inecekler. Ancak sadece, bize verilen bu lüks zaman dilimini fırsat bilerek, varlıklarını, amaçlarını, yeteneklerini sorgulayan, bunları geliştiren insanlar bu süreçten kazançlı çıkacaklar.


Cumhur Güzel

Yönetim Danışmanı, Profesyonel Koç

https://www.surec.com.tr/stratejik yönetim

Yazı, Resim ve Grafiklerin Her Hakkı Saklıdır. Kaynak Gösterilmeden ve Tanıtım Amacını Aşacak Şekilde Alıntı Yapılamaz.

Copyright 2019, Süreç Danışmanlık, Ltd.

16 görüntüleme

    Bu sitede yer alan yazı, resim, grafik ve benzerlerinin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden ve tanıtım amacını aşacak şekilde alıntı yapılamaz.  Bu sayfalardan çalacağınız yazı, veri, şekil ve dokümanlar sizi danışmanlıkta ileriye taşımaz. Özgün olmaya çalışmanız hem size hem de müşterilerinize daha faydalı sonuçlar sağlayacaktır© 2020 Süreç Danışmanlık Ltd.

Bizi takip edin..

  • Facebook Sosyal Simge
  • Instagram
  • LinkedIn Sosyal Simge